Ürünler - Ozon Terapi Kiti


Ozon Terapi Kiti

• FTALAT İÇERMEYEN 350 ml PVC torba
• 35 ml ACD-A antikoagulan içerir
• Hava geçirmeyen otomatik ve ANTİBAKTERİYEL bağlantılar içerir
• Steril kapalı sistemdir
• CE 0373
Güvenli ozon terapi kitinin FTALAT İÇERMEYEN PVC’den mamül edilmesi gereklidir.

FTALATLARIN SAĞLIĞA ZARARLI ETKİLERİ VARDIR:

  • PVC normalde sert ve kırılgandır. PVC’nin plastikleştirilmesi için ftalatlar kullanılır.
  • Düşük molekül ağırlıklı ftalatlar sudaki çözünürlük değerleri altındaki derişimlerde su ve topraktaki mikroorganizmalar için akut ve kronik toksisiteye sahiptirler .
  • Ftalatlar düşük kimyasal aktiviteye sahip olduklarından eklendikleri polimer ile bağ yapmazlar. Bu nedenle atık polimerlerden çevreye ve yüzey sularına karışabilirler. Almanya’da dietil ftalat, diallil ftalat, benzilbütil ftalat su için tehlikeli maddeler listesinde orta dereceli zehirli maddeler sınıfında yer alırlar. Kuzey Amerikada ftalat içeren atıklar zehirli olarak kabul edilmektedirler. Canadian Enviromental Protection Act (CEPA) ftalatları insan sağlığına zararlı, zehirli maddeler sınıfına almıştır (CEPA 1994).
  • Son yıllarda yapılan çalışmalarla ftalatların çocuklarda alerjik hastalıklar ve astıma, yetişkinlerde cilt problemlerine neden olduğu bulunmuştur (Harder 2004). Bunun yanında ftalatların organlara zarar verdiği ve üreme sisteminde hasarlara neden olduğu bildirilmiştir (Hoyer 2001). Ayrıca ftalatların hormon sisteminde ciddi hasarlara neden olduğu da bilinmektedir (Nghiem ve Schäfer 2004).


  • OZON TEDAVİSİNE DAHA UYGUN OLAN PATOLOJİLER

    • Ozon tedavisine duyarlı hastalıklar kanıtlanmış ve elde edilmiş terapötik başarı evresine göre üç kategoride sınıflandırılabilir.


    Birinci kategorideki hastalıklar

    • a) Osteomiyelit, plevral amfizem, fistülün eşlik ettiği abseler, enfekte yaralar, bası yaraları, kronik ülserler, diyabetik ayak ve yanıklar.
    • b) İlerlemiş iskemik hastalıklar.
    • c) Yaşa bağlı maküler dejenerasyon (atrofik form).
    • d) Ortopedik hastalıklar ve lokal osteoartrit.
    • e) Kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji.
    • f) Dental yaralanma – özellikle çocuklarda primer karsinojenik lezyonlarla ilişkili.
    • g) Stomotolojide Ağız boşluğundaki kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar için.
    • h) Özellikle antibiyotiklere ve kimyasal tedavilere dirençli bakterilerin, virüslerin mantarların neden oldukları olmak üzere akut ve kronik enfeksiyöz hastalıklar (hepatit, HIV-AIDS, herpes ve herpes zoster enfeksiyonu, papillomavirus enfeksiyonları, onikomikozis ve kandidiyazis, giardiyazis ve kriptosporidiyozis).
      Bartolinit ve vajinal kandidiyazis.
      Ozon tedavisi bu hastalıkların tedavisine faydalı destek sağlamasına rağmen, ne ozonun ne de H2O2’nin dâhil olduğu metabolitlerinin antiseptik doku konsantrasyonuna ulaşmadığının altının çizilmesi önemlidir; çünkü serbest patojenler plazma antioksidanları tarafından korunmaktadır ve hücre içi virüslere ozonun erişmesi mümkün değildir.
      Bu patolojilerde, ozon tedavisi olguya göre ya tek başına kullanılmaktadır ya da özgün tedaviye destek olarak kullanılmaktadır bu haliyle yüksek tedavi başarısı olan bir ilaç/ tedavi özelliği taşımaktadır.


    • TEDAVİ AMAÇLI OZON UYGULAMASININ TEMEL İLKELERİ

      • Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım intravenöz (damar içi), intramuskuler (kas içi), intraartiküler (eklem içi), intraplevral (karın içi), intrarektal (makat içi) ve intradiskal (omurilik disklerinin içine) uygulanabildiği gibi topikal (deri üstüne) de uygulanabilir.
      • Ozon tedavisinin klasik uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir (ototransfüzyon). Bu uygulama şekli majör otohemoterapi (OHT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa’da olmak üzere milyonlarca ozon ototransfüzyon tedavisi yapılmıştır.
      • Ozon reaktif bir molekül olduğu için tıbbi amaçlı kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır: Ozon, hiçbir zaman saf olarak verilmemeli ve belli oranda oksijenle karıştırılarak uygulanmalıdır. Bu karışımda oksijen %95’den az ozon %5’ten fazla olmamalıdır. Normal oda havasının bu karışıma girmesi engellenmelidir. Tüm işlemler sırasında ozona dayanaklı malzemenin (paslanmaz çelik, nötral cam ve teflon) kullanılması gerekmektedir.
      • Ozon tedavisinin tedavi edici etkilerinden bahsedildiğinde aklımıza öncelikle major otohemoterapi gelmelidir. Bu uygulamada kana karıştırılan ozon/oksijen karışımı moleküller ve hücrelerle hızla reaksiyon girer ve bir takım reaksiyonlar başlatır.


      • Kan yolu ile yapılan bu tedavinin etkileri aşağıdaki gibi özetlenebilir;

        • Kanda oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin ihtiyacı olan dokulara daha fazla oksijen bırakmasına yardımcı olur. Bu sayede her tür zor iyileşen yara, damar tıkanıklığı ve dolaşım bozukluklarından kaynaklanan “yeterli kanlanamama” kaynaklı sorunların çözümünde büyük bir yardımcıdır.
        • Şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları
        • Burger hastalarının özellikle bacaklarındaki dolaşım bozuklukları
        • Damar tıkanıklarından kaynaklanan staz ülseri, yatalak hastalardaki bası ülserleri de ozon tedavisinden büyük yarar görür
        • Bu tür hastalarda dolaşım yetersizliğinden dolayı enfeksiyon riski de çok artmıştır. Gerek kan yolu ile ozon uygulamaları gerekse ozonlu su gibi yara üzerine yapılan uygulamalar, mikropların öldürülmesinde büyük avantaj sağlar. Zira tıbbi ozonun iyi bilinen özellikleri arasında bakterisidal (bakteri öldürücü), fungisidal (mantar öldürücü) ve virostatik (virüs çoğalmasını önleyici) özellikleri bulunmaktadır. Bu nedenlerle enfekte olmuş yaraların dezenfeksiyonunda ve ayrıca bakteri ve virüslerin sebep olduğu hastalıkların tedavisinde güvenle kullanılır.
        • Kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır. Yukarıda da ifade edildiği gibi dolaşım bozuklukları ozon tedavisinden büyük yarar görür. Bunun yanında özellikle bayanlarda görülen sellulitler dolaşım bozukluğunun neden olduğu bir cilt rahatsızlığı olduğu için, ozon tedavisinden fayda görürler.
        • İnsan vücudunun savunma hücreleri olan beyaz kan hücreleri (lökositler)’ni alarma geçirir ve onların hastalıklarla savaşma yeteneklerini artırır. Bu özelliği ile ozon tedavisi, beyaz kan hücreleri üzerinde bir çeşit “aşılama” etkisi oluşturur. Bilindiği gibi aşılar tek bir hastalığa karşı kullanılırlar; bu nedenle “spesifik” (belirli) bir hastalık nedenine yönelik beyaz kan hücrelerini uyarırlar. Ozon tedavisi ise “non-spesifik” (genel) bir uyarıya neden olarak, savunma sistemini alarma geçirir. Bu özelliği ile enfeksiyon hastalıklarından, kalp yetmezliğine kadar çok geniş bir hastalık grubuna karşı tedavi edici etkinlik gösterir. Bu sonuç halk arasında “vücut direncini arttırmak” olarak ifade edilir.
        • Tekrarlayan ozon tedavisi seansları sayesinde oluşan bu aktivasyona cevap olarak, vücudun bağışıklık hücreleri sitokin adı verilen özel habercileri (mesaj taşıyıcıları) üretir. Bunlar hastalıklara direnmek için uyarılan bütün bağışıklık sistemi boyunca bir zincirleme reaksiyona neden olarak diğer bağışıklık hücrelerini haberdar ederler. Bu da medikal ozonun, özellikle bağışıklık sisteminin zayıf veya bozuk olduğu hastalara uygulanmasında çok başarılı sonuçların alınmasına yol açar.
        • Kanda bulunan üçüncü grup hücre kan pulcukları da denen trombositlerdir. Bu hücreler hem kan pıhtılaşmasından hem de kan damarlarının iyi çalışmasından sorumludur. Ozon tedavisi bu hücreleri de uyararak onların büyüme faktörleri salgılamasını artırır. Bu sayede “yeni damar oluşumu” sayesinde kanlanması bozuk dokuların kanlanmasının artması gibi etkiler ortaya çıkar.
        • Ozon tedavisi zararlı oksijen radikallerinin etkilerini bertaraf etmeye yardımcı olur.